|
A. BERHAN YILMAZ
° Erzurum'da sosyal problemler almış başını yürümüş.
° Erzurum'da esnaf aylardır siftahsız kepenk kapatır olmuş.
° Erzurumlu yıllardır gülmeyi unutmuş.
° Erzurum'da evlerde huzursuzluk, sokaklarda kavga var.
° Erzurumlu hayatından bıkmış.
° Erzurum'da hırsızlık, ahlaksızlık, fuhuş almış başını yürümüş.
° Erzurum'da at izi ile it izi biribirine karışmış.
Erzurum'da oy verilenler bu şehre arkasını dönmüş.
Erzurum'da aç, Erzurum'da işsiz ve Erzurum'da dertlerle dolu.
Diyarbakır'a diyeceğim yok.
Bu ülke yıllardır o bölgeye çalışıyor.
Sizler yıkıyorsunuz, bu devlet yapıyor.
Sizler bağırıyorsunuz bu millet susuyor.
Bizde de bir büyükşehir belediye başkanı var sizde de
Sizdeki başbakan gibi konuşuyor, bizde ki başbakanın yanında ben de buradayım bile diyemiyor.
Sizde de milletvekili var, bizde de sizinkiler masaya yumruğunu vurunca taa Erzurum'da biz işitiyoruz.
° Bizim milletvekilleri de değil yumruk vurmak, gizlice bile olsa yumruğunu sıkacak cesarete bile sahip değil.
° Sonuç olarak mağdur olan bizleriz, ezilen yine bizleriz.
° Bizler susuyor ve devletimize isyan etmiyorsak sizler de susacaksınız.
° Bizler bu şartlar altında vatan - millet sevgisi ile yaşıyorsak sizler de bu vatanı seveceksiniz.
Son söz; sayın başbakana ve bizim bakanımız ve milletvekillerimize;
Bu şehre de sahip çıkmanız için ne yapmamız gerek siz onu söyleyin bize.
İnanın artık kendimizi salak gibi hissetmeye başladık.
° Kıskanıyoruz, Başbakan Diyarbakır'a gidecek ve sanki ABD'ye gidiyormuş gibi bir hava estiriliyor.
° Başbakan sanki Yunanistan'a gitmiş gibi koruma önlemleri alınıyor.
° Erzurum'a da dert dinlemeye aynı sükunetle geliniz burası bu vatanın toprağı değil midir ?
° Burada benden sakın birşey istemeyin diye insanları azarlarken Diyarbakır'da ne kadar kibar ve sakin konuşuyordunuz.
Bu şehrin suçu sizlere bağlı olmak mıdır ?
° Burada yaşayanlar sizin insanlarınız değil mi ?
° Bizim dertlerimizi kim dinleyecek ve çare bulmaya çalışacak.
° Kim bu şehirde de yaşayanlar var diyecek.
° Biz fazla bir şey istemiyoruz, Diyarbakır'a gösterdiğiniz ilginin yarısı bize yeter de artar bile.
° Ama sizler haklısınız, bizler bu şekilde saf ve akılsızca hareket edersek alacağımız karşılık budur.
Şimdi soruyorum :
ERZURUMLU ve TÜRK olmak suç mudur?
TÜRKİYE'Yİ sevmek suç mudur ?
ERZURUM - 15.08.2005
PROF. DR. A. BERHAN YILMAZ
ATATURK UNİVERSİTESİ
DİŞHEKİMLİĞİ FAKULTESİ
ERZURUM
DOĞAN TILIÇ
Prof. Haluk Şahin bir yazısında TRT'nin dünyanın hemen her yerine sesini duyurma kapasitesine işaret edip, önemli olanın bu araç üzerinden dünyaya "ne söylendiği" olduğunu anlatmıştı. Gerçekten de, dünyanın her yerine seslenme olanağına sahipken, bu olanağı Anglo-Sakson dünyasının pop-kültür ürünlerini yansıtmak ya da kimsenin dönüp bakmayacağı kalite(sizlik)de yerli(!) ürünleri yayınlamak için kullanıyorsanız, ne doğru dürüst izlenir ne de sizi izleyenler üzerinde özgün bir iz bırakabilirsiniz.
El Cezire bir haber kanalı olarak dünyanın en önemli beş markasından biri haline gelirken, bir yandan "Arap kanalı" olmaktan geri durmadı, öte yandan da dünyadaki benzerleri ile rekabette başarılı olmak için hep evrensel ölçekte "en iyi"yi hedefledi.
TRT yurtdışındaki Türkler'e TRT-INT ve TRT-TÜRK gibi kanallarla Türkçe olarak seslenirken zaman zaman Almanca ve İngilizce altyazılarla yabancıların da dikkatini çekmeye çalışıyor. Yurt dışındaki Türkiyeliler kendilerinden olan bir ses duyabilmek için bu yayınlara başka hiçbir yerde olmadığı kadar kulak kesiliyorlar. TRT-INT'te bir süre yaptığım kısa bir program sayesinde Swaiziland'dan bile izleyiciler edindiğimi biliyorum.
Türkiye bu kanalları kullanarak dünyanın kültürel çeşitliliğine kendi özgün katkılarını yapabilir. Bütün ülkelerin cola içip hamburger yiyen tek tip insanlarla dolması istenmiyorsa bu mutlaka yapılmalıdır da. Ne yazık ki, yurtdışındaki bazı okurlardan gelen mesajlar, TRT yayınlarının kendi vatandaşlarımızın beklentilerini bile karşılamaktan uzak olduğunu gösteriyor.
Fransa'dan Üzeyir Lokman Çaycı ; milletvekilleri, bakanlar, bürokratlar ve biz gazetecilere gönderdiği açık mektupta TRT'nin ve genel olarak medyanın kendi sanatçılarına karşı sergilediği duyarsızlıktan yakınıyor. "Allı Turnam" gibi müzik ve sanat ağırlıklı programların yayından kaldırılmasını eleştiriyor. Yurtdışında başarılı olan sanatçılara da ekranların açılmasını istiyor.
Yurtdışından yazan bir başka okur, TRT INT'teki değişime işaret ederek Avrupa, Avustralya ve ABD ağırlıklı yayın alanı olan bu kanalın Türk Cumhuriyetlerine yönelik yayın yapan TRT TÜRK'e benzetildiğini aktarıyor. Her iki kanalda birden yayına verilen kimi programlarda kaba ve ilkel bir yayıncılık yapıldığını, kafatasçılığın izlerinin görülmeye başladığını belirtiyor.
14 Şubat Sevgililer Günü yayınlanan bir programda, "Biz Türkler neden bir araya gelemiyoruz?" şeklindeki izleyici sorusunu program sunucusu "Olacağız, acelemiz yok" diye yanıtlıyor. Aynı sunucu, program içerisinde, Ferhat ile Şirin'i anlatan bir magazini anons ederken, Türk tarihinin böyle büyük destanlarla dolu olduğunu anımsatıp Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin ve Leyla ile Mecnun'u sayıyor ve müthiş bir yorum patlatıyor: "Avrupa'nın Romeo ile Jüliet'ine karşı 3-1 galibiz."
Dünyaya seslenmenin araçlarını yaratmış olabilirsiniz, ama dünya kültür pazarına böylesine ürünlerle ve bu kalitede çıkarsanız söylediklerinizin bir iz bırakmasını beklemeyin. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda oluşturulan alt komisyon, özel radyo ve televizyonlarda yabancılara yönelik hisse sınırlamasının kaldırılmasına karar verdi. Mevcut RTÜK yasasına göre özel radyo ve televizyon kanallarımızda ancak yüzde 25 pay sahibi olabilen yabancılar, karar yürürlüğe girerse bu kanalların tümüne sahip olabilecekler. Ahtapotun kolları gibi dünyanın her yerini saran birkaç dev medya kuruluşu şimdi TMSF'nin elinde bulunan kanalları alıp Türkiye kollarını daha da güçlendirebilirler.
Yabancıların Türkiye'de medya sahibi olmasını "ulusal" duygulara seslenerek eleştirmek kolaydır. Ancak, kaba bir ulusalcılıkla yurtdışından kolayca duyulan bir sesi dinlenemez hale getiriyor, getirenlere ses çıkarmıyorsanız, kendi kanallarınızın yabancılara satılmasını eleştirmeseniz de olur!
Doğan TILIÇ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı
|