fethiye.acar.sitemynet.com
HABER ABC

olaylar
Taciz
Avrupa
Kıbrıs
Bakış
Haberler
Sil baştan
Gizli Plan
Görüntü
Dilimiz
Uyarılar
Çukurlar
Mum ışığı
Hakaretler
Kadınlar
Doğalgaz
Sağlık
Europe
Tepkiler
Bağlantılar

Kıbrıs



KUZEY KIBRIS VARDIR

....
Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanımadığı sürece müzakerelerin başlaması kabul edilemez.
.....

Dominique de Villepin
Fransa Başbakanı
Milliyet Gazetesi - 05.08.2005

Chirac da "Tanıma olmadan müzakere olmaz" dedi!

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye'nin Rum Kesimini tanımaması halinde üyelik müzakerelerinin başlamayacağını söyleyen Başbakan Dominique de Villepin'i destekledi. Chirac, "Başbakanın dediği gibi birliğin üyelerinden birini tanımayan bir ülke ile müzakerelerin açılması düşünülemez" dedi.

Dominique de Villepin'in Türkiye'de rahatsızlık yaratan açıklamalarının ardından Fransa'da toplanan Bakanlar Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Chirac, de Villepin'in tutumuna destek verdi.

Chirac, özetle "Başbakanın dediği gibi birliğin üyelerinden birini tanımayan bir ülke ile müzakerelerin açılması düşünülemez" dedi.

Chirac da "Tanıma olmadan müzakere olmaz" dedi!

VE İMZALADILAR KKTC'Yİ YAKTILAR!

Volkan Gazetesi - VE İMZALADILAR KKTC’Yİ YAKTILAR

Erdoğan-Gül ikilisi tüm siyasi partiler ve örgütler tarafından aylardır yapılan uyarıları dinlemediler, Rum Yönetimi'ni tüm Kıbrıs'ın tek meşru hükümeti olarak fiili tanıma anlamına gelen Gümrük Birliği Ek Protokolünü dün akşam imzaladılar. Böylece KKTC'nin mezarını kazarak bir asırdır süren onurlu Kıbrıs davasını çökertecek son adımı attılar.

Bu durumda son umut 3 Ekim'den önce protokolü onaylaması gereken TBMM kaldı. Muhalefet partileri dün akşam yaptıkları açıklamalarda ek protokolün Meclis tarafından onaylanmaması için gereken her şeyin yapılacağını açıkladılar.

Gazetemizin dünkü manşetinde verdiği haber de doğrulandı ve Papadopulos karşısında teslim bayrağı çeken Erdoğan-Gül ikilisi Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılmayacağına ilişkin ifadeleri yayınlanan deklarasyondan çıkardı. Bu ise müzakerelerin başlamasından sonra Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılacağı anlamına geliyor.

Deklarasyonda, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta kurulan asıl ortaklık devleti olmadığına dikkat çekilerek, Türkiye için "bu protokolün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediği" bildirildi.

"Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili deklarasyonu" başlıklı metinde, Türkiye'nin "Kıbrıs Rum makamlarının, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği" tutumunu sürdüreceği belirtildi.

Türkiye'nin Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığını muhafaza ettiğine vurgu yapılan deklarasyonda, "Türkiye bu protokolün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediğini ve Türkiye'nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar etmediğini beyan eder" denildi.

Bu arada İngiltere yayınladığı karşı deklarasyonla Türkiye tanımasa bile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk tarafından tanındığını ve bu cumhuriyetin AB'nin 25 üyesinden biri olduğunu açıkladı. Bu da AKP hükümetinin yayınladığı tek taraflı deklarasyonun ancak kendisini bağladığı anlamına geliyor.

Öte yandan Papadopulos ise dün yaptığı açıklamada, "Türkiye, Ek Protokol'ü bizim açımızdan tatmin edici bir biçimde imzalayana kadar, AB ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını kabul etmeyeceğiz, vetomuzu kullanacağız" dedi. Papadopulos, Ek Protokol'ün ticaret, mal ya da kişilerin dolaşımı gibi birçok konuyu kapsadığını ifade ederek, Türkiye'nin bunu imzalayarak, AB'nin Kıbrıs Rum Kesimi dahil olmak üzere tüm yeni üyelerine karşı yükümlü olacağını kaydetti.

Kıbrıs Volkan Gazetesi - 30 Temmuz 2005

KIBRIS

KKTC PETROL YÜZÜNDEN DIŞLANIYOR

Annan Planı petrol paylaşım planıdır.

"Kıbrıs ile Mısır arasında, Ada'dan 50 deniz mili uzaklıkta ve denizin yaklaşık 2 kilometre altında zengin petrol yatakları tespit edildiği yönündeki iddialar ciddi olarak araştırılmalıdır.
Girne-İskenderun arasında zengin petrol yatakları olduğuna inanıyorum. Kıbrıs'ı çevreleyen sularda toplam 400 milyar dolar değerinde, 6.8 milyar varil petrol bulunduğu iddiaları Kıbrıs'la ilgili gelişmelerle örtüşüyor."

"ABD, AB ve İngiltere'nin Kıbrıs sorununa müdahil olmasının ve Güney Kıbrıs'ın apar topar üyeliğe kabul edilmesinin altında petrol yatıyor. İngiltere , Kıbrıs'ta üslerinin bulunduğu bölgedeki denizde petrol arama çalışmaları yapıyor. ABD petrol olmayan yeri sevmez. Ancak Kıbrıs açıklarında petrol olduğunu gizlemeye çalışıyorlar.
Annan Planı'nda KKTC'de yer alan Karpaz'ın otonom bölge olarak Rum tarafına bırakılmak istenmesinin nedeni Girne-İskenderun arasında bulunan petrol rezervleridir.

Geleceğin enerji merkezi Kıbrıs olacak. Bu da AB, ABD ve İngiltere'nin iştahını kabartıyor. Annan Planı aslında bir petrol paylaşım planıdır. AB ve ABD petrol kaynaklarını kendi kontrollerine alma hevesiyle Annan Planı'nı dayattılar.
KKTC, petrol üzerinde Rum tarafıyla eşit haklara sahiptir. Ancak görüşmelerden dışlanıyor. KKTC'yi bu haktan mahrum bırakmak için devlet olarak tanımıyorlar. İki devletli çözüm önerilerini reddediyorlar. Kıbrıs üzerinde oynanan oyunun özü budur."

VOLKAN GAZETESİ - 07.08.2005